II. Dünya savaşının sona ermesinden İki kutuplu dünya veya soğuk savaş süreci, nükleer teknolojinin gelişmesi, uzayda üstünlük mücadelesi, Varşova paktının dağılması, SSCB'nin dağılması ve sonsuza kadar devam edeceği düşünülen komünist yönetimin sona ermesi, Avrupa Birliği ve Küreselleşme süreci ve Covit Salgınının esir aldığı dünyada meydana gelen siyasi değişim üzerine bir değerlendirmeyi  içeren, Almanya'daki Türkiye'den giden öğretmenlere yönelik online sunum kaydını aşağıdaki linkten youtube üzerinden izleyebilirsiniz. 

1950'den günümüze değişen Dünya

Mersin

TÜBA VII. UYGULAMALI BİLİM EĞİTİMİ çerçevesinde eğitim vermek amacı ile gittiğim Mersin’i Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Lütfi ÜREDİ hocamızın mihmandarlığına gezdik.  Mersin cumhuriyet döneminde gelişmiş şehir olmakla birlikte, Türklerin yerleşimi bakımından oldukça eski bir geçmişe sahiptir. Eski mersin olarak bilinen semtte Osmanlı dönemi yerleşme tarzını yansıtan cadde ve sokakları görmek mümkündür. Şehrin ticari bakımdan kalbi sayılabilecek semtlerdeki cadde ve sokakların darlığı dönemin yerleşme anlayışını yansıtması bakımından önemi sayılabilir. Eski mersin diye tanımlanan semtlerde Osmanlı devletinin son zamanında Sultan Abdülmecit’in annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan tarafından yaptırılmış ve Eski Cami olarak yapılmış görülmesi gereken yerler arsında gelmektedir. Oldukça mütevazı bir mimariye sahiptir. Küçük bir camidir. Caminin küçüklüğü ile o zamanın şartlarında şehrin büyüklüğü arasında ilişki kurmak gerekir. Eski Caminin yakınlarında yaptırılmış olan İtalyan Kilisesi bir diğer tarihi eseri oluşturmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Mersini ziyareti sırasında konakladığı bina Atatürk Evi ve Müzesi olarak kullanılmaktadır. Mersin’i ziyaret edenlerin görmesi gerekene mekanlardan biridir. Eski şehrin yayıldığı alanda şehrin tarih bakımından eski sayılabilecek camilerden biri de Ulu Camidir. Mersin’in son yıllarda hızla gelişip büyümesi ile yapılan camilerden biri de Hz. Muğdat Camiidir. Mersin şehrinin özellikle 1980’li yıllardan sonra hızla geliştiği bilinmektedir. Bu gelişmede Türkiye'nin en önemli limanlarından bir olan Mersin Limanının katkısı çok önemlidir. Son zamanlarda şehrin modern bir yapıya sahip olduğu da dikkati çekmektedir. Ayrıca Türkiye'nin en yüksek binalarından olan Mersin Ticaret merkezi faaliyete geçtiği tarihte Türkiye'nin en yüksek binası idi. Mersin ziyareti sırasında çekmiş olduğum fotoğraflara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.  

TÜBA VII. UYGULAMALI BİLİM EĞİTİMİ KURSU COĞRAFYA

JEOPOLİTİK, JEOSTRATEJİ ve TÜRKİYE     JEOPOLİTİĞİ

Şeki Müftüsü Selim Efendi

Bazı insanlar vardır ki, yaptığı faaliyetler hem kendi yaşadığı dönemde, hem de kendinden sonraki dönemde büyük iz ve etki bırakmaktadır. Gene Dünyanın farklı bölgelerinde bazı insanlar kişisel gayretleri ile toplumsal yapı ve kültürel hayat üzerinde inanılmaz etki bırakırlar. Bu şahsiyetlerden biri Azerbaycan’ın Şeki bölgesinde SSCB döneminde Şeki Müftülüğü’ne atanmış olan Selim Efendidir. Küçük yaşta yetim kalmış olan, kendi gayreti ile dini bilgisini geliştiren, zamanın şartları itibarı ile bıkmadan usanmada dini hayatı geliştirmek üzere mücadele eden Selim Efendi; verdiği mücadelenin meyvelerini görme bahtiyarlığına ermiş bir Allah dostu idi. Kendisini ile ilk tanışmamız 2013 yılında Azerbaycan seyahati sırasında olmuştu. Bir kahvaltı masasında anlattıklarını duyduğumda gerçek bir karamanla aynı masada oturduğumu anlamıştım. Azerbaycan’daki dini hayatla ilgili anlattıklarını kaydetmiştim. Türkiye’ye dönünce yaptığım kayıta ses olmadığını görünce çok üzülmüştüm. Bunun üzerine 2015 yılında Azerbaycan’a bir gezi daha düzenledik ve duraklarımızdan biri gene Şeki idi. Selim Efendi bizi kırmadı ve öğrencilerimizle bir araya gelmeyi kabul etti. Bu ziyaret sırasında anlattıklarını bu sayfada yayınlamıştık. İsteyenler bunun 2015 kaydını inceleyip,  seyredebilirler. Zaman içinde aklımın bir köşesinde bir Azerbaycan seyahati düşüncesi oluştu ve nihayetinde 2019 Haziran ayında tekrar yolumuz Şeki’ye düştü. Kendisini ziyaret etme isteğimizi kırmadı ve sağlıkla ilgili sorunları olmasına rağmen bir akşam yemeğinde bir araya geldik. Gene geçmişten; SSCB dönemi, dini alana yönelik çalışmaları, SSCB döneminde dini hayat, Şeki caminin yeniden ibadete açılması, Türkiye’den Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş sayesinde aldığı yardımlarla kuran kursu kurması, burada yetişen hafızların Azerbaycan’daki camilerin çoğunda görev yapması üzerine konuşmuştuk. Bazen dostlar arasında konuşulurken şöyle bir soru sorulur: “Son zamanda seni en mutlu eden şey nedir?” diye. Tabi ki farklı olaylar bizi mutlu eder ve etkiler. 2019 yılı içinde benim için hep hatırlayacağım olaylardan biri “Şeki Müftüsü Selim Efendi ile geçirmiş olduğum zamandır” elbette. Maalesef kendisi Ağustos ayı içerisinde rahmeti-i rahmana kavuştu. Aşağıdaki linkten Selim efendinin ağzından Azerbaycan’da dini hayatı ilk ağızdan dinleyebilirsiniz.  

ABİDE_CAMI.jpg
GEYVE.jpg
TASKENT.JPG
İstanbul_Taşkent.jpg
SAMSUN_VADALA.jpg

Azerbaycan 2019

13-15  Haziran 2019 tarihleri arasında Azerbaycan'da bulunduk. Bakü, Şeki ve Gence şehirlerini gezdik. Bu seyahat sırasında hem Bakü'de Şehitler Hıyabanı'nı hem de Şamahı'daki Şehitlikleri ziyaret ettik. Bu seyaht ve ziyerteler sırasında çekmiş olduğumuz fotoğrafların bir kısmını aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.

BİR MİLLETİN İKİ DEVLETİ, KAFKAS İSLAM ORDUSU, NURİ PAŞA VE ŞEHİTLİKLER

Birinci Dünya savaşı devam ederken çarlık Rusya’sında Bolşevik İhtilalinin meydana gelmesi Kafkaslarda bir otorite boşluğu oluşmasına sebep oldu. Bu otorite boşluğunu fırsat bilen bölgedeki Ermeniler Bolşeviklerle işbirliği yaparak başta Gence ve Bakü olmak üzere Azerilerin yaşadığı toprakları ele geçirmek, Ermenistan sınırlarına katmak için Azerilerin yaşadığı, şehir kasaba ve köylere baskınlar yaparak katliam yapıyordu. Ermenilerin ve Bolşeviklerin Bakü’de ve diğer bölgelerdeki masum Türklere karşı giriştikleri katliamlar üzerine Azerbaycan’ın ileri gelenleri sık sık Osmanlı Devleti’nden yardım talebinde bulunuyordu. Nihayetinde Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Mehmet Emin Resulzade 4 Haziran 1918’de imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasının 4. maddesine istinaden Enver Paşa’dan yardım istedi. Osmanlı devleti I. Dünya Savaşında değişik cephelerde Çarlık Rusya’sının müttefiki olan devletlerle savaşıyordu. Kafkaslarda yeni bir cephe açmak Sorunu daha büyüteceğinden Enver paşanın kardeşi Nuri Paşa komutasında kurulan “Kafkas İslam Ordusu” Gence’den Azerbaycan topraklarına giriş yaparak Azerilere yönelik harekâtta bulunan Ermeni çetecileri bu topraklardan çıkardı. Bu harekât sırasında 1130 civarında askerimiz Azerbaycan topraklarında şehit oldu.  Bahtiyar Vahapzade’nin Tenha Mezar adlı şiirinde:

“O bir Türk askeri, kahraman, metin!
O öz kardeşine yardıma geldi.
Kurşuna dizilen milletimizin,

Haklı savaşına yardıma geldi.”

diye tanımladığı bu şehitler başta Bakü, Gence, Şamahı, Şeki olmak üzere Azerbaycan’ın değişik bölgelerinde bir milletin kardeşliğini temsil etmektedir. Aşağıdaki linkten Kafkas İslam Ordusu komutanı Nuri Paşa’nın Gence’de konakladığı ev başta olmak üzere, Bakü ve Şamahı’daki şehitliklerden çekilmiş fotoğrafları inceleyebilirsiniz.

©2020 by Hamza Akengin.