ÖZBEKİSTAN SEYAHATİ-TAŞKENT

May 20, 2018

 

Taşkent’teki şehir turu esnasında her an farklı bir şeyle karşılaşmaya hazır olmak gerekir. Mesela şehir geliştiği zaman cadde boyunca tamamı konut amacı olarak yapılmış binaların zemin katlarının dükkâna dönüştüğünü görmek gibi. Söz konusu binaların birçoğunun mimari tarzı birbirinin aynı. Cadde boyunca dizilmiş bu binaların alt katlarının yavaş yavaş ticarethaneye dönüştürüldüğü dikkati çekiyor ki, bu komünist bir gelenekten gelen Taşkentlilerin kapitalizmle tanıştığının bir göstergesi olarak algılanabilir. Dükkâna dönüştürülen binaların önünün yavaş yavaş kişisel kullanıma dönüştüğünü, batı şehirlerinde ve bizdeki gibi dükkân önüne masa açmaların yaygınlaştığı da dikkati çekiyor. Şehir içinde gezilirken yol boyunca dizilmiş bir veya iki katlı binaları görmek mümkün. Bu bir veya iki katlı binalar yol ile mahalleleri birbirinden ayıran bir sur gibi uzanıyor. Genellikle bahçeli avlulu bir yerleşme sisteminin hâkim olduğu anlaşılıyor. Şehrin dışına doğru gidildiğinde yeni yapılmış veya inşaat halinde iki katlı binaların devam ettiğini görüyoruz. Mihmandarımız devletin yeni evlenenlere destek olmak amacı ile bu binaları yaptırdığını ve evlenenlere bunları çok uygun şartlarla ve uzun vade ile verdiği bilgisini bizlere aktarıyor. Evlilik söz konusu olduğunda evlenme sürecinin nasıl işlediğini soruyoruz. Evliliklerin büyük çoğunluğunun görücü usulü ile gerçekleştiğini öğreniyoruz. Gene Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi evliliklerin birinci yılında ailelerin yeni çiftlerin çocuk sahibi olmalarını bekledikleri de anlaşılıyor. Caddelerin iki yanında yer alan yeşil alanların hem bazı hayvanlar, hem de çocuklar için çok önemli olduğu anlaşılıyor. Çocuk her yerde çocukluğunu gösteriyor. Taşkent caddelerinin kenarındaki yeşil alanların çocuklar için oyun alanı halline gelmiş. Gene caddelerin kenarındaki yeşil alanların altının bazı yerlerde otopark olarak kullanıldığı da dikkatimi çekiyor. Benzer bir uygulamayı Barcelona ve Madrid’de görmüştüm. Taşkent’te bir daimi Pazar yerine de rastladık. İlk dikkati çeken şeylerden bir düzenliliği ve temizliği idi. Fiyatların Türkiye ile kıyaslandığında birçok konuda çok makul olduğu da anlaşılıyor. Mesela bir kilo et 25000 SOM ki, etin kilosu 12,5 Tl. ye geliyor. Türk Cumhuriyetleri üzerinde konuşulduğunda çalışanların aldıkları maaşın çok az olduğu söyleniyor. Türkiye şartları bakımından öyle ama kendi şartları alım gücü bakımından aslında kıyaslama yapmanın doğru olmadığı anlaşılıyor. Hayat pahalılığı ve geçim konusunda bir örnek ve vermek gerekirse; eczaneden bir ilaç sordum. Fiyatının 11.000 SOM olduğunu söylediler. İkinci bir eczaneden aynı ilacı sorduğumda bu defa 12.500 SOM olduğunu söylediler. Yanımda mihmandarımız vardı. 1.500 SOM’un pahalı olduğunu söyledi. İki eczane arasında aynı ilacın fiyatındaki fark olan 1.500 SOM’un Türk lirası karşılığının 75 kuruş olduğunu söylersem kıyaslamanın doğru olmadığı daha iyi anlaşılır. Pazarın çıkışında gazete satış bayini görüyoruz adı: MATBUOT yada bizim söyleyişimizle matbuat.

Türkiye'de hem şehir içinde hem de şehirler arası yollarda yol kenarı satıcılarına rastlamak sıradan bir durumdur. Aynı şeyin Özbekistan'da da olduğunu görüyoruz. 

Daha önce Azerbaycan’a yaptığımız seyahatlerde dikkatimizi çeken hususlardan biri yol boyu kontrol noktaları idi. Benzer bir uygulamayı Özbekistan’da da gördük. İller arasında il sınırları geçilirken polis kontrol noktalarından geçiliyor. Bu her ne kadar bizim alışık olmadığımız bir durumsa da Özbekistan’da bu hayatın bir parçası haline gelmiş ve son zamanda bu kontrol noktalarının sayısı bir hayli azaltılmış ki buda ülkedeki sivilleşmenin demokratikleşmenin bir işareti olarak alınabilir.

 

 

 

Please reload

Recent Posts

October 23, 2020

Please reload

Archive

Please reload

Tags

Please reload

©2020 by Hamza Akengin.