Bilim ve teknolojinin gelişmesi her alanda bir taraftan bilginin genişlemesine yol açarken, bir taraftan da bilim dallarının çalıştığı alanda alt disiplinlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Dünyadaki gelişmelere uygun olarak coğrafya alanında da önemli gelişmeler olmuş, zaman içerisinde coğrafyanın ana disiplinlerinden biri olan beşeri coğrafyanın ilgilendiği konuların çeşitlendiği görülmüştür. Beşeri coğrafyanın alt disiplinlerinden biri siyasi coğrafyadır. Siyasi coğrafya 19. Yüzyılın sonlarından itibaren gelişmiş ve sistematik çalışan bir disiplin haline gelmiştir. Siyasi coğrafya zaman zaman dünya siyasetine yön veren bir nitelik kazanmıştır. Nihayetinde 20. Yüzyılın ilk yarısında yaşanan iki dünya savaşının gelişim süreçlerinde, siyasi coğrafyacıların yönlendirmelerinin etkili olduğu görülmüştür. Türkiye de birçok alanda olduğu gibi siyasi coğrafyanın gelişim sürecinin de yavaş geliştiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de “siyasi coğrafya” alanında yapılmış olan araştırma ve yayınlar incelenerek, bu alanda nasıl bir gelişme, değişme ve çeşitlenme olduğu vurgulanmaya çalışılacaktır. Literatür taraması ve analizine dayalı olarak yapılacak çalışmada bir taraftan kronolojik bir yaklaşımla çalışmalar ele alınırken, bir taraftan da yapılan yayınların içerik ve kapsamı üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Siyasi coğrafya, jeopolitik, Türkiye

Siyasi Coğrafya Literatürü Üzerine Bir Değerlendirme

Hamza AKENGİN- Ayşe YAŞAR

Turizm Sektörünün Şehirleşmeye Etkileri: Manavgat Örneği

Hamza AKENGİN- Yücel DİNÇ 

Bu bir paragraf. Bu metni değiştirmek veya düzenlemek için tıklayın. Çok kolay.

Türk Dünyası ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri Üzerine Jeopolitik Bir Değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, Dünya tarihinin hemen her döneminde var olan ve milletler arası mücadelede her zaman söz sahibi olmuş olan genelde Türk Dünyası, özelde Orta Asya Türk Cumhuriyetleri üzerine jeopolitik bir değerlendirme yapmaktır.

Your

Title.

SİYASİ COĞRAFYA, JEOPOLİTİK VE ORTADOĞU JEOPOLİTİĞİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Siyasi coğrafya iki yönlü bir alan/disiplin olup, hem siyasetle hem coğrafya ile ilgilidir. Siyasi coğrafyanın iki yönlülüğü herhangi bir alanda alanın yönetimine yönelik politikalar oluşturulurken coğrafi şartların dikkate alınması demektir. Bu, coğrafi şartların siyaseti etkilediği anlamına gelmektedir. Tarihi dönemde dünyanın değişik bölgelerinde koloni kuran ve buraları sömürgeleştiren devletlerin yerel halklarla ilişkilerini düzenlerken genellikle azınlık grupları destekleyerek aristokrasiyi azınlıklardan oluşturup, çoğunluk olan kitleleri ihmal ederek yönetim erkini azınlıklarla paylaşması sömürge olan topraklardaki nüfus yapısı ile ilgili olup bu durum coğrafi şartlarla ilişkilidir. Yönetim gücünü elinde bulunduranların herhangi bir bölgeye yönelik takip ettikleri politikalar o bölgenin kalkınmasına veya kalkınmamasına yol açarak öncelikle coğrafi görünümün olumlu veya olumsuz değişmesine yol açabilmektedir. Hükumetlerin bir bölgedeki alt yapı faaliyetlerini destekleyip, ekonomik bakımdan bir takım teşvikler uygulaması o bölgenin kısa veya uzun vadede coğrafi görünümünü değiştirmektedir. Dünyanın her yerinde bu durumun sayısız örneği bulunmaktadır.

TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİĞİ

Kasım, 2015

Türkiye’nin konumundan bahsedilirken üzerinde durulması gereken konulardan biri Türkiye’nin jeopolitik konumudur. Bir ülkenin yeraltı ve yer üstü kayakları, nüfus kitleleri, yönetim biçimleri ve siyasi bloklara göre konumu ve bunların ortaya çıkardığı avantaj ve dezavantajlar jeopolitik konumla ilgilidir. Jeopolitik; devletler veya bölgeler arasındaki stratejik ilişkiler üzerinde coğrafi konumun etkisini araştırır. Jeopolitik yerel ve uluslararası ilişkilerde takip edilen siyaset üzerinde coğrafi konumun etkisini ifade etmek üzere kullanılan bir kavram olup, bir yere önem kazandıran fiziki coğrafya faktörleri ve beşeri faaliyetlerle ilgilenir. Yapılan tanımdan hareketle önce Türkiye’nin jeopolitik konumu ile ilgili bir değerlendirme yapılacak, ardından Türkiye’nin sınırları, bu sınırların oluşumunda etkili olan faktörler üzerinde durulacaktır. Ayrıca jeopolitik teorilerde Türkiye’nin yerinden bahsedilecektir. Nihayetinde Türkiye’nin dâhil olduğu uluslararası kuruluşlar ile jeopolitik konumu ilişkilendirilerek konu tamamlanmış olacaktır.

ENERJİ KAYNAKLARININ KULLANIMININ MEKÂNSAL DEĞİŞİMİ
ŞEKİLLENDİRMESİ KONUSUNDA BİR ÖRNEK: DOHA

Hamza AKENGİN, Hakan KURDOĞLU

Günümüz Dünyasında, geçmişle kıyasladığında coğrafi görünümün her geçen gün artan bir hızla değiştiği dikkati çekmektedir. Bu değişimin arkasında çok çeşitli faktörler vardır. Bu faktörler irdelendiğinde insanoğlunun zaman içinde ürettiği bilgi birikiminin uygulamaya dönüşmesi sürecinde kullandığı makinaların çok önemli bir etki yaptığı anlaşılmaktadır. 18. yüz yılın sonuna doğru buhar gücünden faydalanılarak çarkların döndürülmeye başlanılması ile kas gücü, suyun düşme kuvveti ve o zamanın şartlarında rüzgâr dışında yeni bir güç kaynağı insanlığın hizmetine girmiştir. Yeni bir güç kaynağına sahip olan insanoğlunun sürdürdüğü faaliyetlerle, mekânı değiştirmesi konusunda en önemli dönüm noktalarından birini içten yanmalı motorların keşfi ve kullanılmaya başlaması oluşturmuştur. İçten yanmalı motorların veya makinelerin yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ile insanlığın hayatına yeni bir enerji kaynağının girmiştir: petrol. Aslında petrol insanlık için yeni bir enerji kaynağı değildir. Çünkü petrol aydınlatma ve ısınma amacı ile özellikle çok eski tarihlerden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Petrolün esas önemini kazanması, bir taraftan enerji kaynağı olarak içten yanmalı motorlarda kullanılmaya başlaması, bir taraftan da hammadde kaynağı olarak türevlerinden binlerce madde üretilmesi ile gerçekleşmiştir. Petrolün enerji ve hammadde kaynağı olarak gerçek değerinin anlaşılması XIX. yüzyılın sonu XX. yüzyılın başında olmuştur. Petrolün enerji ve hammadde kaynağı olarak kullanılması ile “petrol merkezli yeni bir dünya” kurulduğu ve dünyanın siyasi ve ekonomik görünümünün yeniden şekillenmeye başladığı anlaşılmaktadır. Zaman içerisinde dünya ekonomisinin can suyu haline gelen petrolün, bu maddeye sahip olan ve kullanan ülkelerin ekonomik, siyasi ve kültürel bakımdan şekillenmesinde birinci derecede etkili olduğu görülmektedir. Petrol yanında, zaman içinde dünya ekonomisi için en temel maddelerden biride gene enerji kaynağı olan doğal gazdır. Bazı ülkelerin petrol ve doğalgaz rezerv ve çıkarımı bakımından Dünya genelinde çok önemi bir yere sahip olduğu bilinmektedir.

Dünya’da şehirleşme sürecinin sanayi devrimi ile yeni bir ivme kazandığı, 1850’lerden itibaren bu hareketin başta İngiltere olmak üzere, Belçika, Fransa, Almanya ve Amerika’ya yayıldığı bilinmektedir. Türkiye’de ise şehirleşme hareketleri Avrupa’ya göre oldukça geç bir tarihte, ancak 1950’lerde başlamıştır. Günümüzde şehirlere doğru olan nüfus hareketi hem dünya genelinde, hem de Türkiye özelinde devam etmekte ve gelecekte de bu hareketin artan bir seyir izleyeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dinamik bir alan olan şehirler hakkında yapılan çalışmalar geleceğin şehirlerinin planlanması açısından önemli bir yere sahiptir. Bu doğrultuda; bu çalışmada bir zamanlar Anadolu kasabası görünümünde olan Geyve’nin şehirsel gelişimi ile kurulduğu sahanın coğrafi şartları arasındaki ilişki ile bu coğrafi çevrenin meydana getirdiği avantajlar ve dezavantajların araştırılması amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında Geyve şehir coğrafyası üzerine çalışma olmamasından hareketle, bu konuda yapılacak bir araştırmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Bu
araştırma planlanırken yöntem olarak hem nicel hem de nitel yöntemlerin birlikte kullanılması hedeflenmiştir. Ana problemimizi oluşturan; ‘’Geyve şehrinin gelişimi ile coğrafi şartlar arasında ilişki var mıdır?’’ sorusuna cevap aranmıştır.
Anahtar Kelimeler: Şehir Coğrafyası, Coğrafi Şartlar, Geyve.

Geyve’de Şehirsel Gelişme ve Coğrafi Şartlar Arasındaki İlişkinin Araştırılması
The Relation between Urban Development and Geographic Conditions in Geyve

Siyasi Coğrafya İnsan ve Mekan Yönetimi

6. Baskı, Şubat 2019

Geçmişte, coğrafya hep savaş ve fetihle ilişkilendirilmiş, neredeyse "askerlerin ihtiyacını karşılayan bilim" gibi görülmüştür. Keşifler döneminde coğrafyacılar sömürgeciliğin keşif kolu olarak çalışmıştır. Günümüzdeyse, siyasi coğrafya çok daha geniş bir kapsam ve anlam kazanmış, yaygınlaşmıştır. Uluslararası ülke içi sorunların coğrafi temellerini anlamada siyasi coğrafyadan yararlanılırken, beşeri (ve ekonomik) coğrafyanın çok çeşitli konularına hatta her konusuna da önemli ölçüde siyasal bir bakış açısıyla yaklaşılabilmektedir.
Siyasi coğrafya ve jeopolitik, batı ülkelerinde oldukça popüler bir alan olup, bu konularda yayın sayısı büyük bir hızla artmaktadır. Bu çalışmada ele alınan konularla ilgili kullanılan haritalar, konu ile ilgilenenler için orijinal sayılabilecek niteliktedir. Ayrıca günlük hayatta kullanılan jeopolitik, ulus devlet, milli devlet, birlrştirici bütünleştirici kurumlar, merkezkaç güçler ile hakimiyet teorileri gibi konularda başvuru kaynağı durumundadır.Siyasî Coğrafya derslerine yönelik olarak hazırlanmış olan "Siyasi Coğrafya: İnsan ve Mekân Yönetimi" başlıklı bu çalışmanın içeriğinin aktüel konulardan oluşması dolayısıyla, coğrafyacılar yanında tarih, siyaset bilimi, diplomasi ve sosyoloji olmak üzere birçok alana, genel okuyucuya da hitap edeceği, konu ile ilgilenenlere belli bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.

Türkiye'nin Fiziki Coğrafyası

Türkiye fiziki coğrafyası ile ilgilenenlerin başvuru kaynağı olarak tasarlanan bu eser aynı zamanda üniversitelerin değişik bölümlerinin müfredatında bulunan ders içerikleri de dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bu çerçevede eğitim fakültelerinin Sosyal Bilgiler ve Coğrafya öğretmenliği programlarında yer alan Türkiye'nin Fiziki Coğrafyası dersi içeriği dikkate alınmıştır. Bu kitabın giriş ve konum başlığı altında; Türkiye fiziki coğrafyası konusundan genel bir çerçeve çizilmiş ve doğal şartlar bakımından konumu ve bunun bazı sonuçlarına yer verilmiştir.

Çok sayıda politikacı ve siyaset bilimci Türkiye’nin dünya üzerindeki yerinin önemine işaret etmektedir. Dünya üzerindeki konumu değişmese de, yaşanan siyasi ve politik gelişmeler her geçen gün Türkiye’nin bu öneminin artacağına işaret etmektedir. Dolayısı ile Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sorunlar ile sahip olduğu zenginliklerin kaynağı olan doğal şartları anlama konusunda bu eserin faydalı olacağını düşünüyor, Türkiye’nin fiziki coğrafya şartları ile ilgilenenler için bir başvuru eseri olmasını temenni ediyoruz.

İnsanoğlu dünya sahnesinde faaliyet göstermeye başladığı günden beri doğa ile mücadele etmektedir. özellikle sanayi inkılâbından sonra insanoğlunun doğaya ve doğal ortama müdahalesi büyük bir hız ve ivme kazanmıştır. Tabiat bu müdahalelerin bir sonucu olarak doğal dengenin bozulmasının bedelini, deprem, heyelan, çığ düşmesi, sel ve taşkınlar, asit yağmurları ve ekolojik dengenin bozulması sonucu ortaya çıkan hastalıklar gibi yolarla ağır bir şekilde ödetmektedir. Bozulan doğal denge kolay kolay tekrar kurulamamaktadır. Ayrıca dünya nüfusu sürekli artarken, insanoğlunun üzerinde faaliyet gösterdiği mekân olan yeryüzündeki karaların alanı hiç değişmemektedir. Dolayısı ile üzerinde beşeri faaliyetlerin sürdüğü mekânın çok iyi korunması gerekmektedir.

Günümüz Dünya Sorunları

Editörler: Hamza AKENGİN, İskender DÖLEK

Aralık 2019

Günümüz Dünyası her geçen gün hayatımızı kolaylaştıran, hayatımıza renk katan, bizleri şaşırtan gelişmelerin oldukça hızlı yaşandığı bir yere dönüşmektedir. Yaşadığımız yüzyılı, 20. Yüzyılın son çeyreği ile karşılaştırdığımızda; başta bilgiye erişim olmak üzere sayısız alanda bir önceki yüzyıla göre daha iyi şartlara sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bütün olumlu gelişmelere rağmen bazen insanlığın tamamını ilgilendiren bazen de yerel sorunlar yaşadığımızı da gözden uzak tutmamak gerekmektedir.

Yaşanan gelişmeler sonucunda geldiğimiz nokta artık insanları gezegenin sadece bir noktasına değil tamamına karşı sorumlu olmaya zorlamaktadır. Günümüzde, vatandaşlık kavramı sadece bir devlete aitliği ifade etmemektedir. Vatandaşlık artık Dünya vatandaşlığını da ifade etmektedir.

Günümüzde bilim ve teknolojideki gelişmeler bütün insanlığa önceki dönemlerle karşılaştırıldığında muazzam bir kolaylık ve fayda sağlamaktadır. Bütün bu gelişmeler günümüz insanın sorunlarını azaltmadığı gibi sorunların lokal olmaktan çıkarak küresel sorunlara dönüşmesine neden olmuştur.   Çevre kirliliği, iklimdeki değişmeler, enerji kaynaklarının kullanımı ile zaman zaman yaşanan kıtlık ve açlıklar bütün insanlığı ilgilendiren küresel sorunlardır. Cinsiyet ayrımı, çocuk askerler, çocuk gelinler gibi yerel sorunlar, sonuç itibarı ile insanlığın ortak vicdanını da rahatsız etmektedir.  

Küresel vatandaşlık anlayışı ister yerel isterse genel sorunlar olsun, her vatandaşın bu sorunlar karşısında aynı duyarlılığı göstermesini gerektirmektedir. Elinizde tuttuğunuz bu eser insanlığın karşı karşıya olduğu bazı genel ve yerel sorunların kaynakları ve durumu hakkında genel bir bakış açısı kazandırmak amacı ile hazırlanmıştır.

Öncelikle sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenliği programındaki “Günümüz Dünya Sorunları” dersi içeriğine uygun olarak hazırlanmış olan bu eserin yazarları, aynı zamanda bu dersi veren öğretim elemanlarıdır. Bir ders içeriğine göre hazırlanmış olmakla birlikte, günümüz dünyası ile ilgili entelektüel bir bakış açısına sahip olmak isteyen başta akademisyenler olmak üzere, genel okuyucunun da ilgi ve ihtiyacını karşılayacak bir içeriğe sahip olduğunu gönül rahatlığı ile ifade etmek isteriz.

Bu eserin; insanlığı ilgilendiren genel ve yerel sorunların anlaşılması ve çözüm yollarının bulunmasında yol gösterici olması, yazarlar olarak ortak beklentimizdir.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSANİ GELİŞMİŞLİK ENDEKSİNE GÖRE TÜRK DÜNYASININ GENEL GÖRÜNÜMÜ

Haziran 13-15, 2019

Dünyada barış, huzur ve güveni sağlamak üzere kurulmuş olan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, üye devletleri sahip oldukları çeşitli özellikleri dikkate alarak gruplandırmaya tabi tutmaktadır.  Birleşmiş Milletlere üye olan devletler; kişi başına düşen millî gelir, bebek ölüm oranları, or­talama ömür, beslenme şartları, kadının toplum içindeki yeri, kişisel güvenlik, okuryazarlık oranı ve ortalama eğitim süresi ile çevre şartlarını dikkate alarak; “İnsani Kalkınma İndeksi (Human Development Index)” oluşturmuştur.  İnsani Gelişim İndeksi, bir toplumu oluşturan bireylerin uzun ve sağlıklı bir yaşam, bilgi edinme ve tatminkâr bir yaşam sürmesini sağlayacak kaynaklara ulaşma, siyasi özgürlük ile garanti edilmiş insan hakları ve öz saygınlık düzeyini ifade etmekte­dir.  Birleşmiş milletlere üye Türk devletleri; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan’dır. Bu devletlerden Türkiye dışındakiler 1991 yılında SSCB’nin dağılması ile bağımsızlığını kazanmış ve Birleşmiş milletlere üye olmuştur. Bu çalışmanın amacı; Birleşmiş Milletlere üye olan Türk Devletlerinin İnsani Kalkınma İndeksine göre değişen durumlarının incelenmesidir. Araştırmada doküman analizi tekniği kullanılarak, 1993 yılından 2018 yılına kadar her sene düzenli olarak yayınlanan Human Development Index bülteni bu çalışmanın konusu olan ülkeler esas olmak üzere analiz edilerek, elde edilen veriler tablo ve grafiklere aktarılarak   “İnsani gelişmişlik endeksine göre Türk Dünyasını genel görünümü” ile ilgili bir çerçeve çizilecektir.

Anahtar Kelimeler: İnsani gelişmişlik, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye,  Türkmenistan.

SOCIAL STRUCTURE, DEMOCRATIC PARTICIPATION AND SECURITY IN ISLAMIC STATES

In modern age securing social justice and preparing safe settings to maintain social peace are among the most critical issues that global states have to confront with. A closer inspection is directed to regions which presently deal with close combat and security issues shows that they all bear common characteristics some of which can be listed as; restricted public participation in national administration, low per capita income, widespread unemployment, high ratio of baby deaths, short average life expectancy compared to developed countries, low literacy rate and lowness of general educational level amongst the group in literacy age, failure to practice democratic customs in state administration. It is of common knowledge that traditional social structure is still preserved in a considerable number of Islamic states holding a population of circa one and a half billion people. It is also noticeable that socio-economical and security problems widely witnessed in global combat regions are mostly pervasive in Islamic states. On that account maintaining social security and stability stand as priority issues in a number of Islamic states. United Nations and international organizations annually issue large quantities of statistical data on the social, cultural and economical features of all countries. Based on these published data, the purpose of present study is to analyze the connection between social structure, democratic participation and general security in some Islamic states.

GEOGRAPHY COURSES IN THE IDENTITY CONSTRUCTION AND SPATIAL BELONGING DEVELOPMENT OF TURKISH-ORIGIN STUDENTS LIVING IN GERMANY

Nisan, 2019

The aim of this study is to find out the contributions of geography courses to the spatial belonging development and identity construction of Turkish-origin students from different types of schools located in North Rhine-Westphalia (Nordrhein-Westfalen) state in Germany. In this study, one of the qualitative research designs, namely phenomenology, will be employed. Phenomenology is the most suitable methodological tool for this study, as it enables us to focus on experiences, livings, thoughts, sense, and feelings of individuals. The study group was determined in accordance with purposive sampling. The data was collected through semi-structured interviews and analyzed with the “MAXQDA 11" qualitative data analysis software and categories were formed. According to the research results, Turkish-origin students are aware of the important role that geography courses take firstly in familiarizing with Germany, the country they live in. It was revealed that geography courses
provide students with the sense of spatial belonging and help them to embrace the place they live in by creating a certain perception of place. In other words, Turkish-origin students feel that they are part of Germany because they feel that they belong to the place. The fact that they see Germany as their home country is one of the indicators of interiorizing the geography. For them, Germany is their home country whereas Turkey is their motherland. As their families’ motherland concept is related to Turkey, they transmit the concept of motherland from their families to their social realities.
Keywords: Spatial Belonging; Perception of Place; Geography Course; Germany; Turkish-Origin Students; Phenomenology

COĞRAFYA, DEMOKRASİ VE YÖNETİM SORUNU ÜZERİNE BİR BÖLGESEL DEĞERLENDİRME: ORTADOĞU VE KUZEY AFRİKA ÖRNEĞİ

Hamza AKENGİN, Hatice Kübra GÜRÇAY

Aralık, 2014

Etnik, siyasal ve dinsel çeşitlilik, yönetim sorunları, tarihsel anlaşmazlıklar, petrol ve doğal gaz rezervleri, küresel ekonomik ve siyasi sistemin dışında olunması ve sıcak çatışmaların yaşanmasından dolayı Kuzey Afrika ve Ortadoğu 19 yüzyılın sonları, 20. yüzyılın ilk yıllarından beri dünyanın en tartışmalı bölgelerinden ikisidir. 21 yüzyılın ilk on yılı sonunda, Kuzey Afrika ve Ortadoğu merkezli ve özellikle Arap devletlerinde yaşanan olayların arka planındaki en önemli neden bölge ülkelerinin yönetim şekilleridir. Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde demokratik hakların sınırlandırılmış olması, yıllardır var olan ve onlarca yıl süren tek kişiye dayalı iktidarlar, hemen hemen bütün ülkelerde siyasete sınırlı katılım, siyasete katılımın engellenmesi, baskıcı ve kısıtlayıcı rejimler, toplumdan uzak kalıtsal otoriter yönetimler, toplumsal hareketleri tetiklemiştir. Bu çalışmada, coğrafya ve demokrasi arasındaki ilişki Kuzey Afrika ve Ortadoğu özelinde ele alınarak bölge ülkelerindeki yönetim şekillerinin dayandığı temeller üzerinde durulmuştur. Bir durum tespitini amaçlayan bu çalışma doküman analizi ve betimlemeye dayanmaktadır.

Anahtar kelimeler: Coğrafya, demokrasi, Kuzey Afrika, Ortadoğu, demokrasi, sömürge, monarşi, aşiret.

GEOGRAPHY, DEMOCRACY AND ADMINISTRATION ISSUE IN THE MIDDLE EAST

Hamza AKENGİN, Hatice Kübra GÜRÇAY

March , 2014

The Middle East has been one of the most controversial regions in the world since the late 19th century and early 20th century due to ethnical, political and religious diversity, administration problems, historical disputes, oil and natural gas reserves, status of being outside the global economic and political system and hot combats. Now, at the end of the first decade of the 21st century, the most significant reason behind the events centrally in the Middle East, particularly in the Arabian states, is regime of the countries in the Middle East. In the countries of the Middle East, restriction of the democratic rights, one-person powers for long years and lasting many decades, limited engagement in the politics in almost all countries, prevention of political engagement, oppressive and restrictive regimes, hereditary authoritarian administration isolated from the society all have triggered social movements. This study concerns relationship between geography and democracy, specifically in the Middle East, emphasizing the fundamentals on which the regimes of the Middle East Countries are based. Intending to determine the situation, this study is based on documentary analysis and description.

Keywords: Geography, Democracy, Regimes in the Middle East, Monarchy, Tribe

SURİYE’NİN JEOPOLİTİK KONUMU BAĞLAMINDA SURİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ

Hamza AKENGİN, Ayşe YAŞAR

Aralık, 2018

Orta Doğu’nun önemli ülkelerinden biri olan Suriye’nin diğer ülkeler ile olan ilişkilerinde en önemli rolü, bölgede sahip olduğu jeopolitik konum oynamıştır. Rusya’nın geçmişte ve günümüzde özellikle Avrasyacılık jeopolitik yaklaşımı çerçevesinde, ABD karşısındaki dengeleyicilik politikasının önemli alanlarından biri Suriye olmuştur. Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında ABD’nin başını çektiği Batı Blokuna karşılık, SSCB’nin Orta Doğu’daki en önemli müttefiklerinden biri Suriye olmuştur. İki ülke arasındaki müttefiklik ilişkisi; askeri, ekonomi, diplomasi ve diğer alanlarda sıkı ilişkiler kurulmasını da beraberinde getirmiştir. Bugün iki ülke arasında oldukça ileri bir boyutta devam eden bu ilişkilerden Suriye ve Rusya ayrı iki ülke olarak, çeşitli kazanımlar elde etmişler ve etmektedirler. Bu çalışmanın amacı Suriye’nin jeopolitik konumu bağlamında Suriye-Rusya ilişkilerini araştırmaktır. Araştırmada literatür taraması ve doküman analizi yöntemleri kullanılmış, elde edilen veriler tarihi ve güncel olaylarla ilişkilendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Suriye’nin jeopolitik konum özellikleri dikkate alınmadan geçmiş ve bugünkü iç ve dış politikasını, diğer ülkelerle olan ilişkilerini anlamlandırmak mümkün değildir.

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNDE PETROL GELİRLERİNİN YERLEŞMEYE ETKİSİ

Hamza AKENGİN, 

Nilhay PAMUK USTA

Aralık, 2018

Günümüzde petrol ile sıklıkla bir arada kullanılan terimlerden biri de Ortadoğu’dur. Birleşik Arap Emirlikleri Ortadoğu’da yer alan ve artık dünyada marka olmuş Dubai, Abu Dabi gibi Emirlikleri, gösterişli şehir hayatı ile tanınan bir ülkedir. Bu çalışmada da, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bu ihtişamlı görüntünün altında yatan nedenlerden biri olarak petrol gelirleri konusu ve bu gelirlerin ülkedeki yerleşik hayat üzerinde sağladığı imkânlar ele alınacaktır. Bu çalışmanın ana problemi, ‘‘Birleşik Arap Emirlikleri’nde elde edilen petrol gelirlerinin bu ülkedeki yerleşimi nasıl etkilediği’’ nin araştırılmasıdır. Ülkenin yerleşim süreci ve bugünlere gelişinde petrolün kaynaklarının kullanımının etkisi görsel, istatiksel ve yazılı kaynaklar kullanılarak açıklanmaya çalışılacaktır. Bu genel çerçevede amaç; kuruluş döneminde bir balıkçı kasabası görünümündeki ülkenin son 50 yıl içerisinde geçirdiği evrim süreci ve günümüzdeki konumuna gelişi ekonomik ve beşeri coğrafyanın temel göstergeleri kullanılarak açıklanacaktır.

ŞEHİRLERİN YATAY GELİŞİMLERİNDE COĞRAFİ FAKTÖRLERİN ETKİSİ: MANAVGAT ÖRNEĞİ

Hamza AKENGİN, Yücel DİNÇ

Kasım 2018

Şehirler, etki sahaları içerisinde yer alan kırsal yerleşmelerin merkezini oluşturmakta ve bu yerleşmelere önemli hizmetler sunmaktadır. Şehir fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte kırsal alanlardan şehir merkezlerine doğru bir nüfus hareketliliği meydana gelmektedir. Şehirlerin cazibe merkezi haline gelerek çekim gücünün artması ile birlikte artan nüfusun ihtiyaçlarına bağlı olarak başta konut olmak üzere, sosyo-kültürel alanlar ile diğer ihtiyaçlar için yeni sahalara gereksinim duyulmaktadır. Bu durum şehirlerin alan olarak genişlemesine sebebiyet vermektedir. Şehirlerin yatay gelişim hızları ve yönleri üzerinde coğrafi faktörler önemli rol oynamaktadır. Nitekim topoğrafya (eğim, bakı, yükselti vb.), toprak yapısı, su kaynakları veya jeolojik yapı gibi doğal faktörlerin yerleşime elverişli olmadığı durumlarda şehirlerin alansal genişlemeleri sınırlandırılmaktadır. Doğal şartların elverişli olduğu durumlarda ise göçler, ulaşım faaliyetlerindeki gelişmeler, turizme yönelik yatırımlar, idari yapıdaki değişimler, imar planı kararları
gibi beşeri faktörler de şehirlerin yatay yönde genişlemelerine neden olmaktadır. Bu çalışmada, Manavgat şehrinin kuruluşundan günümüze göstermiş olduğu yatay gelişim ve bu gelişimi etkileyen coğrafi faktörler üzerinde durulmuştur.

TARİHİ ŞEHİRLERDE KÜLTÜREL MİRAS VE COĞRAFİ ŞARTLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Kasım, 30,  2018

İnsanlık tarihinde insanın yerleşik hayata geçmesi ile birlikte insanın çevresini hızla değişime uğrattığı, kendisi için yaşanabilir bir alan oluşturmaya gayret ettiği bilinmektedir. Bu değişimin en dikkate değer örneklerini tarihi süreç içerisinde kurulan şehirlerde görmek mümkündür. Sanayi inkılabından sonraki süreçte insanların çevresini değiştirme konusunda ayrı bir dinamizm kazandığı bilinmektedir. Bu süreç günümüzün modern yerleşme ve şehirlerini ortaya çıkarmıştır. Günümüzdeki bazı modern şehirler bir taraftan modern hayat ve teknolojinin yansıması olan çok katlı yapılar veya gökdelenleri bünyesinde barındırmaktadır. Diğer taraftan bu modern şehirler; taraftan da kuruluş dönemi ve devamında şehre belirli bir dinamizm kazandıran ve aynı zamanda coğrafi şartların yansıması ile şekillenen; yapı malzemesi, cadde-sokak sistemi, ticari faaliyetlerin sürdürüldüğü çarşıları bütün canlılığı bünyesinde barındırmaktadır.

BÖLGESEL SÜREKLİLİK VE KALICI OY KULLANMA BAKIMINDAN TÜRKİYE 2011 VE 2015 GENEL SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Haziran 2018

Siyasi coğrafyanın ilgi alanına giren konulardan biri Seçim Coğrafyasıdır. Seçmenin oy kullanma alışkanlıklarının değerlendirilerek, seçmenlerin zaman içerisinde oy verme tercihlerinde süreklilik ve kalıcı oy kullanma alışkanlıklarının incelenmesi Seçim Coğrafyasının ilgilendiği konular arasındadır.

ÖĞRENCİLERDE HARİTA OKUR YAZARLIĞININ GELİŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLERİNİN  GÖRÜŞLERİ

Hamza AKENGİN, Meltem Elif CENDEK

Temmuz, 2016

Bu araştırmanın amacı; öğrencilerde harita okuryazarlığı becerisini geliştirme konusunda Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini belirleyerek, öğretmenlerin harita okuryazarlığı becerisini geliştirirken karşılaştıkları sorunlar ile derslerinde harita becerilerini öğretirken kullandıkları yöntem ve teknikler hakkında bilgi sahibi olmaktır.

TARİH ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN HARİTALAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

2015

Yeni nesillere ve geleceğin entelektüeli olacak gençlere tarih şuurunun verilmesi eğitim programlarının önemli işlevlerinden biridir. Milletlerin ileriye yönelik hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde, geçmişte yaşanan tecrübelerin gelecek nesillere aktarılmasında tarih derslerinin çok önemli bir işleve sahip olduğu bilinmektedir. Tarihi olaylar bir mekân üzerinde geçmektedir. Bir tarihi olayın öğretilebilmesi olayın geçtiği mekân şartlarının bilinmesini de gerektirmektedir. Mekân şartlarının bilinmesi ise coğrafya ile ilgilidir.

HİKAYELERLE SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİ

Hamza AKENGİN, Selçuk Beşir DEMİR

3. Baskı, 2014

Bireyin hayattaki başarısı bakımından çok önemli yere sahip olan sosyal bilgiler dersi çoğu zaman ezbere dayanan, sıkıcı bir ders olarak nitelendirilmektedir. Bazen de içerdiği konular, kullanılan öğretim yöntem ve teknikleri ile böyle bir hale büründürüldüğü anlaşılmaktadır. Sosyal bilgiler dersini bu ön yargılardan kurtarmak ve vatandaşlık eğitiminde üstlendiği misyona uygun olarak yeniden şekillendirmek üzere bilim dünyasının “etkili bir sosyal bilgiler öğretiminin nasıl olması gerektiği” arayışı içinde olduğu bilinmektedir. “Hikâyelerle Sosyal Bilgiler öğretimi” etkili sosyal bilgiler öğretiminin geliştirilmesi çabasına yeni bir tuğla ekleme arzusu sonucu ortaya çıkmıştır. Hikâyelerle Sosyal Bilgiler öğretimi “Edebiyat Temelli Sosyal Bilgiler öğretimi” yaklaşımına uygun olarak sosyal bilgiler öğretimi sürecinde en etkili edebi ürünlerden olan hikâyelerin taşıması gereken özelliklere vurgu yaparken “teknik” bir yapıya sahipken, öğrenme-öğretme sürecinde örnek olarak verilen hikayeler ve bunların sosyal bilgilerde kazandırılacak becerilerle ilişkilendirilmesi bakımından edebi bir niteliğe sahip olduğu düşünülmektedir.
Bu eser sosyal bilgiler öğretmenliği lisans programında yer alan “Sosyal Bilgilerde Sözlü ve Yazılı Edebiyat İncelemesi” dersi ve “çocuk Edebiyatı” ile ilgili dersler için kaynak eser niteliğindedir. Ayrıca 6. ve 7. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretim Programı’nda yer alan kazanım, beceri ve değerlerin öğrencilere kazandırılması surecinde sosyal bilgiler öğretmenleri için rehber niteliğindedir.

TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİĞİ

Kasım, 2015

Türkiye’nin konumundan bahsedilirken üzerinde durulması gereken konulardan biri Türkiye’nin jeopolitik konumudur. Bir ülkenin yeraltı ve yer üstü kayakları, nüfus kitleleri, yönetim biçimleri ve siyasi bloklara göre konumu ve bunların ortaya çıkardığı avantaj ve dezavantajlar jeopolitik konumla ilgilidir. Jeopolitik; devletler veya bölgeler arasındaki stratejik ilişkiler üzerinde coğrafi konumun etkisini araştırır. Jeopolitik yerel ve uluslararası ilişkilerde takip edilen siyaset üzerinde coğrafi konumun etkisini ifade etmek üzere kullanılan bir kavram olup, bir yere önem kazandıran fiziki coğrafya faktörleri ve beşeri faaliyetlerle ilgilenir. Yapılan tanımdan hareketle önce Türkiye’nin jeopolitik konumu ile ilgili bir değerlendirme yapılacak, ardından Türkiye’nin sınırları, bu sınırların oluşumunda etkili olan faktörler üzerinde durulacaktır. Ayrıca jeopolitik teorilerde Türkiye’nin yerinden bahsedilecektir. Nihayetinde Türkiye’nin dâhil olduğu uluslararası kuruluşlar ile jeopolitik konumu ilişkilendirilerek konu tamamlanmış olacaktır.

A STUDY OF STUDENTS’ OPINIONS ABOUT HISTORY SUBJECTS IN THE SOCIAL STUDIES CURRICULUM

Oktober, 2017

The aim of this study is to determine sixth grade students’ perspective to the history subjects in social studies curriculum, learn the place of history in their lives and see how history subjects are taught in classrooms.

MEKÂNI ALGILAMA VE ZİHİN HARİTALARININ GELİŞTİRİLMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

Hamza  AKENGİN, Yakup AYAYDIN

Temmuz, 2017

Bu çalışma öğrencilerin yaşadıkları çevre ile ilgili mekânsal algılarını geliştirmek, bunların zihin haritalarına yansıması ve yaşadıkları çevre ile ilgili varsa yanılgılarını düzeltmek, geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemine uygun olarak yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Öğrencilerin okul ve çevresine ilişkin olarak çizdikleri krokiler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir.

©2020 by Hamza Akengin.